Seviyesiz Gündüz Kuşakları

evlilik programı,izdivaç,esra erol,zuhal topal,seda sayan
Çok televizyon izleyen birisi değilim fakat aslında yıllardır olan bu akım son birkaç yılda artık zirve yaptı. Özellikle  evlilik (izdivaç) programlarına değineceğim. İkinci sırada moda tarzı şu gün ne giysem veya şu bana yakışır mı  vs.

Çalışma mantığı reyting üzerine kurulu televizyon kanallarında artık gündüz kuşakları neredeyse tamamen seviyesizlikte tavan yaptı. Türk aile ve örf yapısına aykırı programlarla örf-ananelerimiz kültürel yozlaşmaya uğratılıyor. İnsanların bilinçleri uyutuluyor, belki gündemden uzak tutulmaya çalışılıyor. Bu tarz programlarla insanların özel hayatlarına etkide bulunuyorlar ve bazı şeyler artık normalmiş gibi gösteriliyor. Bunun adına da modernleşme diyorlar.  Gençlerimizden başlayıp 70-80 yaşındaki dedelerimiz, ninelerimizin izlediği programlar malesef ki bunlar.Evlilik kurumu saygı gerektiren bir kurum. Milyonların gözü önünde yapılan roller evlilik kurumuna yapılan saygısızlığın göstergesi.

İsim vermeyeceğim fakat yazının içerisinden kimden ve hangi programdan bahsettiğimi rahat bir şekilde anlayabileceksiniz. Programının birinde yıllar önce zaten dillere pelesenk olan bir olayla anılan Caner hala evlilik programına çıkmakta. Yapımcılar reyting uğruna bunları kullanmakta, bu insanlar da kendilerini kullandırtmakta. Meriç, Bayhan aynı şekilde.. Bu adamları yıllar önce bu tarz olaylarla hatırlıyoruz zaten. Aradan seneler geçti ve yine piyasadalar.

Herkesin inanç ve görüşüne saygım vardır. Ancak benim görüş ve inancıma göre yanlış kabul ettiğim bir şeydir ki bu;  kapalı bir bayan her gün farklı birine talip oluyor. Birine talip olmuşken 10 dakika sonra gönlü başka birine kayıyor. Aylardır bir döngünün içinde oradan oraya gidip geliyor. Burada asıl vurgulamak istediğim kapalı veya açık olması değil. Daha uç bir örnek olması adına kapalı bir bayanı örneğimde kullanıyorum. İnsanlarımız da bu olayları izleyerek bu tarz şeylerin normal olduğunu kabulleniyor. Gündelik hayatta olmuyor mu böyle şeyler peki? Elbette oluyor. Ancak insanların özel hayatları diye adlandırdığımız ilişkilerini 78 milyonun gözü önüne sermek doğru değil. Televizyon, basın, medya bu tarz konularda insanları çok etkileyici, çok tehlikeli bir silah haline gelebiliyor. Burada bilinçli bireyin önemi ortaya çıkıyor. Neyi izleyip neyi izlemeyeceğimiz bize kalmış. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermek de… Zira bize sunulan her bilgi, doğru bilgi niteliği taşımıyor. Kimisi rant uğruna, kimisi algı oluşturmak adına medya aracılığıyla insanlığa sunuluyor. Buradan hangisini kendimize alıp hangisini almayacağımız bize kalmış artık.

Devlet 1927 senesinde bir kanun çıkartıyor. Kanunun adı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu. Cumhuriyet kurulalı kısa bir süre olmasına ve o zamanın şartlarına rağmen Devlet milletinin çocuklarını korumayı görev ediniyor. Sebep? Çünkü o çocuk yarının annesi veya babası olacak. Öğretmen olacak, doktor olacak bakan olacak… Peki şu an ne haldeyiz?

Türk halkının bu tarz programlar ile geldiği( getirildiği) seviyeye gerçekten çok üzülüyorum ve endişeleniyorum. Gereksiz şeyleri sansürleyen zihniyet, asıl tehlikenin bu tür programlar olduğunu ne zaman anlayacak?RTÜK acaba ne için var?

Özetlemek gerekirse;
Bu tarz programlar,
-Mahremiyet algısını yok ediyor. Bu da insan hayatını bayağılaştırıyor.
-Programlar sanal. Kişiler gerçek ancak yaşananlar tamamen kurgu. Bir hafta x kişisi birine talip oluyor, ertesi hafta başkasına vuruldum diyor. Sevgi ucuzlaştırılıyor. Artık kara sevdalar yok ‘ayran’ gönüllüler var. İlişkiler laçka.
Malesef ki bizler de bunları severek izliyoruz.
Yazımın sonunda ileride ekleyeceğim birkaç video ile anlatmak istediklerimin örnekleri mevcut olacak. Çok da fazla uzatmamak adına ne giysemciler, yemek yarışmacıları vs bunları es geçiyorum şimdilik. Belki ilerilerde de genç kızlarımızın “Esra giydığın sitiletto hiç olmmış cnm” cılara sarmak adına farklı bir yazıda buluşabiliriz.

Sağlıcakla kalın.


Muzır: Zararlı
Neşriyat: Yayın