Seçim Siyaseti mi,Reklamcılık mı?

Yaklaşmakta olduğumuz seçim arefesine de itafen kaleme aldığım bu yazı ile seçim sürecinde yaşanan insanları etkileme çabasını konu alacağım.

Seçimlere birkaç ay kala partiler ve seçim sandığı,evet,mühüradaylar kendilerini seçmenlere satabilmek için çeşitli reklamcılık faaliyetlerine girişirler. Efendim sokak duvarlarına boy boy ve boydan boya afiş asmalar mı dersiniz, fon eşliğinde çalan müzikle beraber ilgili aday/partiye ilişkin yapılmış müzikle son ses dolaşan seçim araçları mı dersiniz, caddelerin ışıklandırma direklerine çaprazlamasına, paralellemesine,üçgenlemesine,çemberlemesine asılmış flamalar mı dersiniz, ilgililere bırakılmak üzere,ki bu ilgililerin bir kısmı da yerler,kaldırımlar oluyor, basılmış broşürler mi dersiniz,billboardlar…
Daha neler neler… Bunların birçoğu seçmeni etkilemekten ziyade çevre(görüntü,gürültü,zihin) kirliliği yaratmaktadır kanımca. Cem Yılmaz’ın tabiriyle askerde er gazinosunda televizyon izleme sırasında çıkan o anlaşılmayan patlak ses,  seçim araçlarının çoğunda mevcut ve anlamanız için bir decoder’a ihtiyacınız olması kuvvetle muhtemel.
Ne diyordum, hıh, adaylar/partiler seçmenleri etkilemek için bu tür faaliyetleri sıklıkla kullanır. Bu faaliyetlerin içeriklerinde insanı etkilemeye yönelik vaatler,anahtar kelimeler,güzel sözler… bir nevi reklamcılık sektörünün temelidir esasen.

Seçimden,yönetimden,makamdan,mevkiden ziyade reklamcılık sektörü ile birlikte psikoloji ve sosyoloji bilimlerinin karması bir süreç uygulanmakta insan üzerinde bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Yani özetle bu süreçte insanlarımızın büyük bir kesimine etki eden(!) kısım, kanımca %80’lik bir yüzde ile reklamcılık faaliyetidir. Eğer sırf bu yolla insanları etkilemeye çalışanlar, ticari bir işreklamcılık ve algı yaratma olan reklamcılık kısmını becerebilenler; reklamı,insanı,vaatleri unutup makama,mevkiye yönelebilirler. Artık yönetme zamanıdır,çünkü o reklamını güzel yaptı ve insanları etkiledi. O artık bir seçilmiş. Burada yakındığım bir duruma da değinmek istiyorum. İnsanlarımızın birçoğu sırf bu tür faaliyetlere dayanarak anlasa da anlamasa da,çünkü bazı kesimlerde sadece bilinçaltına işleme etkisi yaratılıyor, akıllarında kaldığından veya en çok onu duyduğundan seçimini ondan yana kullanıyor. Efendim biz pazardan elma ya da mağazadan bilgisayar almıyoruz. Yapacağınız iş ciddi bir iştir. Sizi yönetecek kişileri seçiyorsunuz. Bırakın da onu da bilinçli,hür ve özgür iradenizle yapın. Elbette fikir teatisinde bulunun,tartışın…bunlar güzel şeyler amaa gidip de kuru kuruya reklamcılık sektörünün size sunduğunu; araştırmadan,diğerlerini incelemeden,karşılaştırıp analiz yapmadan oyunuzu kullanmayınız. İlgili parti veya adayı araştırın,geçmişini,başarılarını,kariyerini,eğitimini,uzmanlık alanını,bilgisini,becerisini,tecrübesini… Sadece tek bir şeye de bağlı kalmayın.Genel bir analiz yapın,ondan sonra kararınızı verin ama YETER Kİ YAPIN! Bakınız bu yazıyı okuyorsanız yaşınıza oranla en azından 2-3 seçim görmüş geçirmiş kişilersinizdir. Geçmiş seçimlerde iş başına gelenlerin seçim öncesi ve seçim sonrası durumlarını karşılaştırın. Ben birkaç vaat ve bazılarının sonuçlarını sizler için burada toparladım.
—————————
Tansu ÇİLLER: Herkese biri ev biri araba olmak üzere iki anahtar vaat etti. ‘Her mahallede yüz trilyoner olacak’ dedi, bunu `her köylüye traktör` sözü takip etti. Demirel sonrasında Başbakanlık koltuğuna oturdu ama verdiği sözleri yerine getirmedi.
Süleyman DEMİREL: Ne verirlerse benden 5 fazlası dedi
Mesut YILMAZ: Susurluk’u YILMAZ çözer dedi…dediğiyle kaldı
Necmettin ERBAKAN: 90`lardan sonra “Taksim`e cami ve faizin kaldırılması` vaatlerinde bulunmuştu. İktidar olduklarında ise bu iki söz de yerine gelmedi.
Cem UZAN: Mazot 1 TL olacak. Fındık 8 TL olacak. Üniversite sınavı kalkacak. Üniversite sayısı 4 katına çıkarılacak dedi, neyseki başımıza gelmedi 🙂
R.Tayyip ERDOĞAN: 2002 seçimlerinden önce Recep Tayyip Erdoğan memurlara: ‘sizden sadece üç yıl süre istiyorum. üç yılın sonunda istediklerinizi vereceğim.’ dedi.
Üç yılın sonunda memurlara söylediği: ‘dışarıda bekleyen 500 bin kişi daha var. İşine gelmeyen istifa etsin.’
Kemal KILIÇDAROĞLU: Yoksul ailelere 600 TL maaş bağlayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu’nun “parayı nereden bulacaksın” sorusuna ‘Benim adım Kemal, ben bulurum.’ 🙂
İ.Melih GÖKÇEK: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yerel seçimler öncesinde şoför esnafına yönelik ilginç vaatlerde de bulundu. Minibüslerin ayakta yolcu taşıması için müsaadenin kanuna resmi olarak yazdırmak için girişimde bulunacağı sözünü veren Gökçek, ‘Başbakanımızın bizi kırmayacağına inanıyorum.’ dedi.
———————————
Bunlar olmuş,demek ki her aday söylediği sözün arkasında olmayabiliyor veya vaad ettiğini icraate dökemeyebiliyor.
Dedim ya, reklamcılık sektörü aslında bu süreç. Ürününü satma meselesi.
Satarsan koltuk senindir.4/5 yıl olağan hallerde o koltukta oturabilirsin.Tabi koltuk sahibi geleceğini ve vatan hizmetini düşünüyorsa seçmenlerinin yüzünü kara çıkarmayarak işini yapacaktır.Ancak bir de sırf reklamcılıkla gelenleri düşünün. Koltuk sevdalılarını düşünün. Ya onları seçtiyseniz…
Ha bu arada mutlaka oy kullanın.1 oydan ne olacak demeyin!Damlaya damlaya göl olur 😉

reklamcılık,slogan,karikatür,ürün,hizmet satma,seçimseçim,oy pusulası,evet