Meclis İçi Demokrasi!

fft5_mf700245Bu yazımda meclis içi demokrasi(!) ortamından bahsedeceğim. Kullanmakta olduğumuz D’Hondt usulü seçim sisteminin bu haliyle demokrasimiz için pek elverişli olduğunu düşünmüyorum. Elbette kullanılagelen iyi sistemlerden biridir ancak bunun farklı bir türevinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanını meclis seçiyorsa ve Türkiye’deki parlamenter sistemin farklılığı olarak cumhurbaşkanını halkın seçebileceği düzenlenmişse seçim sistemimizin de farklı bir türevi düzenlenebilir.

Günümüze bakacak olursak şu an AKP’nin 318 sandalyesi var TBMM’de. 550 milletvekilli bir sistemde 318 sandalye otoritenin büyük çoğunluğu demektir,ki genel seçimlerin başında 327 sandalyeye sahipti iktidar partisi.Hele 2002 seçimlerine bakacak olursak 363 sandalye kazanmış bir partiden bahsediyoruz. Şu noktada partinin hangi parti olduğunun bir önemi yok.Vurgulamak istediğim noktayı siz de anlamış bulunuyorsunuz ki 550 vekilli bir sistemin 4/6 sını elinde bulundurmak demokratik sistemin unsurları zedeleyebilecek bir mevzudur. 363 sandalyeden geriye kalan 187 sandalyeyi 150 ve 37 olarak iki partiye paylaştırmış olsak bile iktidar partisinin baskın çoğunluğu bulunmakta diğer partiler üzerinde.
Biraz da mecliste görüşülen oylamaların analizine bakacak olursak; nitelikli çoğunluğun aranmadığı hallerde her şey basit çoğunlukla kabul edilir.Basit çoğunluktan kastım,TBMM Genel Kurulu en az 184 milletvekili ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alınır ancak bu sayı 139’dan az olamaz.Şimdi böyle bir ortamda düşünecek olursak, 4/6 (366 mv) çoğunluğu elinde bulunduran parti mecliste mutlak otorite sahibir diyemez miyiz? Düşünün! İktidar partisisiniz ve bir kanun için basit çoğunluğa ihtiyacınız var. Sizin için sorun teşkil eder mi? Hayır. Üye tamsayısının salt çoğunluna (276 mv) ihtiyacınız var, sıkıntı var mı? Hayır. Hepsini geçtik böyle bir iktidar partisi nitelikli çoğunluk aranan kararlarda bile sıkıntı yaşamayabilir.Bu şekilde bir dağılımda nece kanunlar geçirilebilir Meclisten, ki nece kanunlar da geçirilmiştir. Meclisin çalışma şartlarını da düşünecek olursak gün oluyor 15-20 saat süren birleşimler oluyor. Sabahın 6’sında 7’sinde biten birleşimler… Bir de şu olanları düşünelim.Yine 330 sandalye çıkarmış bir iktidarsınız ve karşınızda bir ana muhalafet var bir de diğer bir muhalefet partisi var. Bu muhalafet partilerinin de muhalif olma görevini tam olarak yerine getiremediklerini de düşünürsek,ki diğer bir noktda da şudur ki; yukarıda da belirttiğim gibi TBMM’nin toplanması için 184 milletvekilinin yeterli olduğunu belirtmiştim,her gün oturumlara katılmayan milletvekili var.Ortalaması ne kadardır bilmiyorum ama bir araştırıp buraya notumu iliştireceğim daha sonra. Ben kendi tahminimce olabilecek sayıyı söyleyeyim, ortalama 80 milletvekili günlük oturumlara katılmıyordur.Bu durumda geceye kadar süren bir oturumda çıkacak kanunlar,gelmeyen muhalefet parti milletvekilleri,gecenin getirdiği insan psikolojisi üzerine etkiler vs. Bu tür etkenleri de göz önünde bulunduracak olursak demokrasi içinde monarşiyle karşı karşıya kalıyor olabiliriz.

İşte bu sakıncaları gidermek için ne(ler) yapılabilir. Açıkçası aklıma gelen nacizane fikrim şöyle: TBMM Genel Kurulunda dağıtılacak sandalye sayısı belirli yüzdelere bağlanmalı.
Farz-ı misal meclise 5 parti girebildi diyelim.İktidar ya da çoğunluğa sahip partinin yüzdesi %35-40’ı geçmemeli.Bu da takriben 193-220 milletvekiline tekabül ediyor.Peşinden gelen ana muhalefet de ortalama olarak %25-30 gibi bir yüzdeye bağlanmalı.Bu da takriben 138-165 milletvekiline tekabül ediyor.Diğer meclise girmeye hak kazanan partiler ise kalan yüzdeyi aralarında aldıkları oy oranınca paylaşmalı diye düşünüyorum.Ve bence iktidarın yanında 2 tane ana muhalafet partisi kesinlikle olmalı diyorum.Yani özetle şöyle bir sistemden bahsediyorum. İktidar %35 , Muhalefet (1) %25, Muhalefet (2) %25, Diğer Partiler %15. Bunların yanında, oluşabilecek siyasi tıkanıklıkları çözümleyici hükümler de ortaya konulmalı. Yeni bir sistemin kilitlenip ortada kalmasını hiç istemeyiz.
İleri demokrasili nice günlere… 🙂

Hatırlatma!
Seçim sistemini belirleme yetkisi yasama organına aittir ancak şu an kullandığımız seçim sistemindeki baraj sistemini Anayasa Mahkemesi belirlemiştir.Önceleri çoklu baraj sistemi uygulanırken Anayasa Mahkemesi kendisini bir kanun koyucu gibi görerek tekli baraj sistemine geçmiştir ve Anayasa’nın 153. maddesini ihlal etmiştir.