Hükümet Politikalarıyla Demokratik Hukuk Devletimiz

Torba(!) -çuval desek yeridir- yasalarla üstü örtülmeye çalışılan yolsuzlukların, geceAdalet,hukuk devleti yarısı çıkan kanunlarla gerçekleştiği bir ülke düşünün.Yürütme erkinin kuvvetlerin ayrılığına müdahale ettiği bir ülke düşünün.Düşünün! Sizce bu ülke ne kadar demokratik bir hukuk devletidir? Şu sıralar gündemde olan İnternet yasasıyla ilgili olarak bakınız zamanında Deniz Baykal’ın da kişisel hakları ihlal edildi.Diğer siyasilerin, bürokratların da hakları ihlal edildi.Özel hayatın gizliliği her Türk vatandaşına Anayasal güvence ile tanınmış bir haktır. Peki o zaman niye çıkmadı böyle bir kanun da, şimdi özellikle üstüne gidilmeye çalışılıyor. Özellikle şu son zamanlarda 17 Aralık sürecinin yanında son birkaç yıldır bazı şeylerin üzerinin örtülmesi üstüne göze batan çok şey var. Sayıştay Kanunu olsun, HSYK düzenlemesi olsun, İnternet yasası düzenlemesi olsun… Yani artık hükümete olan güven gözle görülür bir düşüş seyretmekte. Bu sadece hükümetle kalmadı, hükümetin kendine daha doğrusu yürütmeye bağladığı, bağlamaya çalıştığı kurumlara olan güveni de zedelemeye başladı. Bugün yargının bağımsızlığı olağan şiddetiyle tartışılıyor. Görevdeki hakim ve savcıların teminatlarına aykırı davranışlarda bulunuluyor. Anayasa maddeleri ihlal ediliyor. Demokratik bir hukuk devletinin en temel unsurlarından biri yargı bağımsızlığıdır. Siz yargı bağımsızlığına, Anayasa’ya aykırı davranışlarda bulunurak hukuk devletinin temellerine darbe vurmuş oluyorsunuz. Böyle bir ortamda yargıya güven kalmazsa anarşinin ortaya çıkması işten bile değil. Hani o adaletin terazisi var ya, işte o kefelere müdahalenin olmaması gerek. Burada şunu da belirtmek isterim ki ben de, kişisel hakların ihlal edilmemesi gerektiğini savunuyorum. Elbetteki mahremiyet korunmalı, kişisel haklara bir saldırı söz konusu olduğunda bu saldırıya mümkün olan en kısa sürede son verilmeli. Bunlar güzel şeyler. Peki böyle bir ortamda bu tür düzenlemelerin gerçekten kişisel hakların korunması için mi çıkarıldığını düşünüyorsunuz yoksa ucu başka yerlere dokunan bazı şeylerin üzerinin örtülmesi amacıyla mı yapıldığını düşünüyorsunuz. Malum ses kayıtları var.. Bunlar dinleme kararı olmadıkça haberleşme özgürlüğünün ihlalini teşkil etmekte.Dinleme kararı olmasına rağmen kamuya açık ortamlarda yayınlanması da bir ihlal.Tamam burada yapılan ihlale eyvallah. Ancak bu ihlal olmasaydı asıl meseleden kimlerin haberi olacaktı, ne kadar insan bu bilgilere vakıf olabilecekti ya da ne kadarını boşverelim, haberleri olabilecek miydi??? Belki de günyüzüne çıkmadan ortadan kaldırılan bir çok şey olacak.Güvenebilecek misiniz şimdi? Kamu yararı diye bir kurum var. Eğer bazı durumlarda kamu yararı üstün geliyorsa bazı kişisel hakların belirtilen şekillerde  ihlali mümkündür. Bu anayasamızda olan düzenlenmedir. Yorum sizin… Sağlıklıcakla kalın.

IV-HÜRRİYETLERİ SINIRLAMANIN ÖLÇÜTLERİ Hürriyetler çağdaş demokrasilerde, yasama organları tarafından ve kanunla sınırlandırılabilmektedir. Genel olarak hürriyetler kural, sınırlandırmalar istisnadır. Kanun koyucular belli hal ve şartlar gerçekleştiğinde ve belli amaçlar için hürriyetleri sınırlayabilmektedirler. Bu haller ve amaçlar şunlardır. -kamu düzeni –kamu yararı -milli güvenlik -genel sağlık -genel ahlak… gibi sebeplerle sınırlanabilmektedir. Kamu yararı Bu kavram toplumun geneli için faydalı alan toplum menfaatinin kişilerin menfaatlerin öne geçtiği kavramdır.